2025 Gayrimenkul, İdare ve Vergi Hukuku Rehberi: İdarenin Müdahalelerine Karşı Yatırımlarınızı Koruma Stratejileri


Yüksek tutarlı gayrimenkul yatırımları ve kurumsal sermaye, sadece piyasa dalgalanmalarına karşı değil, aynı zamanda idarenin (devlet ve belediyelerin) kamulaştırma, imar ve vergilendirme işlemlerine karşı da sıkı bir şekilde korunmalıdır.
Son yıllarda Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından verilen tarihi iptal kararları ve Vergi Usul Kanunu'ndaki (VUK) yapısal değişiklikler, maliklerin ve şirketlerin devlete karşı ellerini güçlendirmiştir. Rona Hukuk ve Danışmanlık olarak, idari yargı süreçlerinde mülkiyet haklarınızı en üst düzeyde savunuyoruz.
Devletin veya belediyelerin, mülkiyeti size ait olan bir gayrimenkule, kamulaştırma kararı almadan ve bedelini ödemeden fiili veya hukuki olarak (imar kısıtlılığı yoluyla) el koyması 'kamulaştırmasız el atma' olarak tanımlanır.
İdarenin bu hukuka aykırı tutumuna karşı mülk sahiplerinin açabileceği davalar, taşınmaz bedelinin tahsili (tam yargı davası), el atmanın önlenmesi ve geçmişe dönük haksız işgal tazminatı olan 'ecrimisil' davalarıdır. Özellikle ecrimisil taleplerinde, geriye dönük 5 yıllık süre için yüksek meblağlı kullanma bedelleri idareden tahsil edilebilmektedir. Hukuki süreçleri profesyonelce yöneterek, gasp edilen haklarınızı faiziyle birlikte yatırım bütçenize geri kazandırıyoruz.
Kamulaştırma hukukunda gayrimenkul yatırımcıları için 2025 yılının en devrim niteliğindeki gelişmesi, Anayasa Mahkemesi'nin 2025/148 Esas ve 2025/141 Karar sayılı tarihi iptal kararıdır.
Eskiden, idare tarafından yapılan kamulaştırma işlemine karşı iptal davası açıldığında, taşınmazın idare adına tescilinin engellenmesi için mahkemeden mutlaka 'yürütmenin durdurulması' kararı alınması şart koşuluyordu. Yürütmeyi durdurma kararı alınamadığında, dava sürse bile taşınmaz idareye geçiyor, böylece vatandaşın mülkiyet hakkı telafisi imkansız şekilde zedeleniyordu.
AYM, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili önündeki bu ağır ve haksız şartı iptal etmiştir. Artık idari yargıda iptal davası açtığını belgeleyen malik bakımından, idare işlemi tek taraflı kesinleştiremeyecektir.
Şirketlerin finansal planlamalarını doğrudan etkileyen bir diğer unsur ise Vergi Usul Kanunu (VUK) kapsamında belirlenen yeniden değerleme oranlarıdır. 2025 yılı sonu itibarıyla yayımlanan Resmi Gazete kararına göre, 2026 yılı vergileri, cezaları ve harçları için uygulanacak yeniden değerleme oranı %25,49 olarak tespit edilmiştir.
Bu durum, fatura düzenlememe, eksik beyan veya usulsüzlük gibi hallerde kesilecek özel usulsüzlük cezalarının çok ciddi boyutlara ulaşması demektir. Örneğin, fatura vermeme eyleminin tekrarlanması halinde, her bir belge nevi için kesilecek tavan ceza limiti 2026 yılı için 17.000.000 TL gibi astronomik bir rakama yükseltilmiştir.
Şirketlerinizin idari cezalarla sarsılmaması adına, önleyici vergi hukuku danışmanlığının önemi bir kat daha artmıştır. Mülkiyet hakkınızın ihlallerine ve ağır idari/vergi yaptırımlarına karşı savunmasız kalmayın. Davalarınızı ve itiraz süreçlerinizi güçlü bir hukuki tecrübeyle yönetmek için buradayız.